7 Ağustos 2011 Pazar

İnternet hukukuna dair pratik bilgiler.

Bir önceki yazımda internet hukukuna ait şikayetlerimi dile getirdikten sonra, bu noktada bazı pratik bilgileri de paylaşmak istedim. Örnek bir olay araştırması yapalım.

Bu sitede hakkınızda kişilik haklarınıza saldırıda bulunarak hakaret ettiğimi varsayalım. Siz de kanuni hakkınızı kullanarak beni bulmak istiyorsunuz. Karşınızdaki muhattabı teknik olarak bulalım.

İlk yapmanız gereken bu alan adının whois kayıtlarını sorgulamak. Whois, adı üzerinde ip ve alan adı kaynaklarının sahiplerini bulmanızı sağlayan bir protokoldür. Bu kayıtları sorgulayabileceğiniz çokça site mevcut. Benim tavsiyem http://www.domaintools.com/  adlı site. volkanoransoy.com şeklinde alan adını arattığımızda, bana ait iletişim bilgileri "eğer ben gizlemedi isem" çıkacaktır. Burada yazan kontak bilgileri sizin bu konudaki direkt muhattabınızdır. Alan adını kaydedip bu içeriği sağlayan, 5651 sayılı kanunda "içerik sağlayıcı" olarak belirtilen kişidir bu.

Diyelim ki ben kötü birisiyim :) ve whois kayıtlarımı gizledim. O zaman sizin yapmanız gereken, bu alan adının sunulduğu IP adresini bulmak olmalı. Bu IP adresi sizi bu siteyi yayınlayan, 5651 sayılı kanunda "yer sağlayıcı" ya da "erişim sağlayıcı" olarak adlandırılan kişi ya da kuruma götürür.  Bilgisayarınızda komut satırından "Başlat > Çalıştır > cmd.exe <enter>" nslookup komutu ile sitenin IP adresi bulunabilir. Bu adresi yine verdiğim siteden sorgularsanızi IP adresinin whois bilgilerine, dolayısı ile muhattap bilgilerine ulaşırsınız. Peki bu bulduğunuz kişi ya da kurum ne yapacak? Bunlar "içerik sağlayıcı" değil. Yani size karşı işlenen suçu bu kişiler işlemedi. 5651 sayılı kanun  ile bu siteye erişimi sağlayan firmalara "yer sağlayıcı" ya da "erişim sağlayıcı"sıfatı verilirken, yayınlanan içerikten sorumlu tutulamaycakları da belirtilmiştir. Ancak aynı kanun bu firmalara, suç "sabit" ise, kendilerine şikayet ulaştığı anda ilgili sitedeki içeriğe erişimi durdurma yükümlülüğünü de getirmiştir.  Bu noktada ulaştığınız kişiye, işlenen suç ile alakalı doyurucu bilgi verip, bu siteye erişimin durdurulmasını isteyebilirsiniz. Bazı mağdurlar bu firmalara ve kişilere, direkt içerik sağlayıcıymış gibi sorumluluk yükleyerek hukuki süreç başlatmaktalar ki bu tamamen yanlıştır. Malesef buradaki kötü nokta, bu içerik yurtdışında ise, bahsettiğimiz kanun geçerli olmaması.
Bu bilgilere ihtiyacınız olmaması dileğiyle...

İnternet hukuku üzerine...

Özellikle son bir yıldır internet üzerinden işlenen suçlarda inanılmaz bir artış sözkonusu. İnternet'i modern zamanların fırsat mecrası olarak gören kişiler, para kazanmak uğruna, internet'in getirdiği anonim imkanları da kullanarak kanunları çiğneyebiliyorlar. Lisanssız yazılım satışı, pornografi, fikir ve sanat haklarını çiğneme, en çok görülen suç tipleri. Bunları Netinternet'e gelen sayısız ihtarname, dava tebligatı ve şikayet epostalarından rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Artık ayrı bir mesai kaynağı oldu bu işler.

Ancak benim üzerinde durmak istediğim konu suçlular yerine suçla mücadele edenler. İnsanlığın varoluşundan beri suç, hep kanunun önünde gidiyor. İnternet suçları bunun güncel ispatı. Online suçlardaki yaratıcılık sınırları zorlamakta iken, malesef bunun ile mücadele etmesi gerekenler aynı reaksiyonu gösteremiyorlar. Özellikle savcılarımız ve avukatlarımız bu konuda oldukça gerideler malesef. Daha suçun niteliğini bile kavrayamamışken, kendilerinden bu suçla savaşmaları istendiği için işlerini doğru yapamıyorlar.

Ünlü bir dizinin yapımcıları, internette dizilerini herhangi bir telif ücreti ödemeden yayınlayan kişilere karşı hukuksal mücadele için bir avukat tutar. Avukatımız kulaktan dolma bilgiler ile "nedenini halen bulamadığım bir sebep ile" alan adının değil, IP adreslerinin whois bilgilerindeki iletişim bilgileri yazan ilk kişiye dava açar. Sonuç olarak sadece işi olan "erişim sağlayıcılığı" ya da "yer sağlayıcılığı" faaliyetini yürüten kişi kendini savunmak için oradan oraya koşarken, mağdurların mağduriyetini giderecek herhangi bir adım atılamaz. Avukat haketmediği halde mağdurlara sağlam bir fatura çıkarırken, suçlu mutlu mesut bu haksız kazancın keyfini sürer.

Malesef suça ilişkin teknik bilgileri olmayan (daha kötüsü merak bile etmeyen) avukatların, savcıların, hakimlerin artık bu konuda ellerini taşın altına sokma vakitleri gelmiştir. Özellikle avukatlık müessesinin bu konudaki hantallığı hayret verici. Hayatını bundan kazanan avukatların, bu konuya bu kadar ilgisiz ve bilgisiz kalmaları bence mesleklerine ve müvekkillerine karşı sorumsuzluktur. Tabi bu konuda mağdurların avukat seçimindeki kötü kriterleri de büyük bir neden. Hukuk camiasının bu konuda bilgilenmeleri, eğitim almaları, merak edip araştırmaları gerekir. Hatta internet suçları ile alakalı bir ihtisas mahkemesinin kurulması bile düşünülebilmelidir bu noktada. Hakkını yemeyelim, son zamanlarda buna ilişkin bir bazı çalışmaları da görüyoruz. Ama görünen o ki oldukça yetersiz. Suçluyla mücadele edebilmek için, onun kadar suçu tanımak gerekiyor.

Bu noktada bu kadar ahkam kesip kılını kıprdatmayan birisi de olmayı içime sindiremem açıkçası. Bu alanda bir otorite olmamak ile beraber, uzun bir süredir bu sektörede farklı faaliyetler göstermiş birisi olarak, hukuk camiasından isteyen herkese, ücretsiz danışmanlık yapabileceğimi buradan belirteyim. Amacım sadece bu konuda hukuk camiasının bilinçlenmesine kendi imkanlarımca katkıda bulunabilmek ve "mülkün temeli" olan adaletin sanal ortamdaki mülkiyetimizin de temeli olabilmesidir.