Şu anda bu yazıyı okumak için bağlandığınız sunucunun ip adresi artık çok kıymetli. Zira artık çok az var. Avrupa'daki internet kaynaklarının dağıtımından sorumlu olan RIPE.NCC ile daha önceden yapmış olduğumuz ip adres bloğu talebine verdikleri yanıtlar, istedikleri belgeler, koştukları şartlar bunu açıkça belirtiyor. Her ip adresinin kıymeti var ve tane ile pazarlık etmekteler. İşte ip protokolüne olan ihtiyaç bu denli hızla artarken, azalan ip adreslerine çözüm arayışları IPv6 protokolünü ortaya çıkardı. Şu anda kullandığımız ip adres protokolü IPv4'dür. IPv6 herşeyden önce azalan ip adres uzayına kalıcı çözüm getirmeyi amaçlayan yeni ip protokolünün adıdır. Ancak bu yeni protokol, sadece azalan ip kaynaklarını genişletmek amacı ile değil, IPv4'ün oluşturulduğu günden bu güne kadar tespit edilmiş eksikliklerini de gideren bir protokol olacak.
Peki IPv4'ün eksiklikleri neler? Öncelikle, IPv4 bu denli genişlemesi hayal edilemeyen internet için tasarlanmamıştı. Artık internet sadece bilgisayarlardan oluşmuyor. Telefonlarımız, yazıcılarımız, televizyonlarımız ve yakın zamanda aklımıza bile gelmeyecek birçok cihaz internetin bir parçası oluyor. Bu da ip protokolüne olan ihtiyacı yükselen bir ivme ile arttırdı. Aslında IPv4'ün ömrü bundan yıllar önce bitmişti ancak Network Address Translation(NAT), Classless InterDomain Routing (CIDR), ve Dynamic Host Configuration Protocol (DHCP) gibi teknikler ile bu ömür uzatıldı. Ayrıca IPv4'ün yapısındaki özellikler nedeni ile zaman içinde oluşan güvenlik açıklarına (sniffing, arpspoofing) çözüm üretilemez hale geldi. Bu ve bunun gibi birçok eksik, yeni bir ip protokol ihtiyacını doğurdu.Peki yeni protokol bize neler kazandıracak?
IPv6'nın ilk hedefi, "nerede ise sınırsız" olarak tanımlanan bir ip uzayına sahip olarak, ip adresi kaynak yetersizliğine çözüm bulmak.IPv6 protokolü 2^128 ip adresine dahip. Bu sayı IPv4'de 2^32 adet. Yapılan hesaba göre dünya üzerindeki her metrekareye 6.67 * 10^27 adet ip adresi düşmesi anlamına geliyor bu. Bu ip bolluğu, NAT ve CIDR gibi teknolojilerin artık kullanılmaması anlamına geliyor.
IPv6 da, IPv4'e göre daha basit bir header formatı kullanılmakta. IPv4 de kullanılan birçok header atıldı ve yerine yeni birkaç ekleme yapıldı. IP notasyonu değiştirilerek daha yönetilebilir, anlaşılabilir (!) bir yol seçilmiş. DHCP servisinin bir kısım özellikleri protokole eklenerek otomatik yapılandırma yeteneği kazandırılmış. Yani bir Ipv6 cihaz , bağlandığı ağı algılayarak kendine uygun ip adresini kendisi tespit edebilecek.
Belki de en önemli özelliklerden birisi, protokolün zorunlu olarak Ipsec kullanması. Şu anda Ipv4 protokolüne istendiğinde eklenebilen şifreleme özelliği, Ipv6 protokolünde zorunlu olarak bulunmakta. Bu artık ağımızdaki snifferlardan korkmamamız gerektiği (!) anlamına gelebilir.

Yeni protokolün en ilginç özelliklerinden birisi ise taşınabilirlik (mobility) özelliği. Bir anlamda ip adresimizi yanımızda taşıyabilmemiz anlamına gelen bu özelliğin detaylarına, diğer özellikleri gibi diğer yazılarımda değinmeye çalışacağım.
Ülkemizde de bu geçiş için çalışmalar hızlanmakta. Bunun en güncel örneği Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kamu kurumları arasında düzenlenen anket. BTK düzenlediği anket ile kamu kurumlarının Ipv6 yatırımları ve planlarını toparlamaya çalışmakta.
Ipv6 Task Force'un yaptığı araştırmalara göre, bu hızla gidilirse 2011 yılında Ipv4 stoğu tükenecek. Ripe.ncc'nin açtığı http://www.ipv6actnow.org/ sitesinin girişindeki kapılara yüklenmiş insanları gösteren bu resim sanırım olayın ciddiyetini gayet güzel ifade ediyor.